
Gelenler, gidenler, mektuplar fiskoslar derken Balca’yı çok uzakta, cıbıl tepelerin ardındaki derme çatma bir köye gelin yolladılar.
Buralarda on dört yazdır yaşıyor olmasına rağmen ne işitmiş, ne de görmüştü Balca “Gücük Köyü” namlı bu mezrayı. Haneleri köhne, ahırları boş idi. Kuyularının dibi yosun bağlamış ekşi ekşi kokar idi. Köyün arkasındaki korudan sert mi sert bir ayaz eser, “vuuuuu” diye uğuldardı geceleri.
Gücük Köyü’nün az ötesindeki dere kupkuru idi. Yağmurda, tufanda bile taşmaz, ne solucan, ne sümüklü barındırırdı.
Buranın ne köyü olduğunu, kimlerin bu köyde uyuduğunu, gece yarıları nasıl düğünler ettiklerini, ne eti yediklerini yavaş yavaş anladı. . .
DELİ GÜCÜK II
MAYIS 2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder